17 Mayıs 2011 Salı

The man said 'why do you think you here'

I said 'I got no idea

I'm gonna, I'm gonna lose my baby

so I always keep a bottle near'

He said 'I just think you're depressed

This me, yeah baby, and the rest'

6 Mayıs 2011 Cuma


It was a shift imperceptible to anyone but me.
But I knew his heart had closed again.
Maybe it would reopen in another five years, maybe it wouldn't.
But I knew myself well enough to know that that's not enough.
.....
For the first time all week,
I didn't feel like crying.


(like he said)

Life's too short...
1 Mayıs 2011 Pazar

Summer: You know, I dream sometimes about flying. It starts out like I’m running really, really fast and I’m like superhuman and the terrain starts to get really rocky and steep and then I’m running so fast that my feet aren’t even touching the ground and I’m floating and it’s like this amazing, amazing feeling…
I’m free, I’m safe. Then I realise: I’m completely alone....
And then I wake up.
24 Nisan 2011 Pazar

Its Madness

To hate all roses, because you got scratched by one thorn.
To give up all your dreams, because one did not come true.
To lose faith in prayers, because one was not answered.

To give up on your efforts, because one of them failed.
To condemn all your friends, because one of them betrayed.
Not to believe in love, because someone was unfaithful.

Remember that, another chance may come up.
A new friend, A new love, A new life.

Never give up on anything
17 Nisan 2011 Pazar


It’s a pretty common belief that women tend to use the left, more emotional side of their brain, and men the right, more logical side.

But is it really that cut and dry?

It seems that when it comes to the affairs of the heart, there is a battle between what we know and what we feel.

But what do you do when you find yourself in a situation that leads back and forth between left and right side?

When it comes to relationships, is it smarter to follow your heart or your head?
16 Nisan 2011 Cumartesi
10 Nisan 2011 Pazar


How happy is the blameless vestal's lot!

The world forgetting, by the world forgot.


Eternal sunshine of the spotless mind!


Each pray'r accepted, and each wish resign'd..
.

"Alexander Pope"
23 Mart 2011 Çarşamba

The game is over,game!
The thrill of my existance...
I'm wandering in my life, just like wandering in the tragedies of Racine.
Hermione verion man

Where am I? What have I done? What should I do?
What kind of passion has catched me?
What kind of sorrow licks me up?
"Can't I know whether I love or I hate?"

He murdered me, butchered me, killed me.
Raped me.
There are also many crazy feet.
And, I feel it incomplete at last.
Bring me to the happy that never experience since I was born.
14 Mart 2011 Pazartesi




Don't stop if I fall
And don't look back
Oh baby, don't stop
Bury me and fade to black


iyi kumar oynamanın 2 koşulu var(mış)
birincisi kaybetmeyi bileceksin
ikincisi yerine koyamayacağın şeyleri asla masaya sürmeyeceksin...

....

People go to casinos for the same reason they go on blind dates – hoping to hit the jackpot. But mostly, you just wind up broke or alone in a bar... If we know that house always wins, WHY GAMBLE?

then again, maybe there are somethings worth gambling on...
13 Mart 2011 Pazar



boyun eğmez de kadere açılırsam denizlere sen olmadan,
yalnızlık tek sevgilim olacağa benzer ışıksız geleceğimde
ama yine de gel kollarıma, ödülü ol bu yorgun denizcinin
sarhoş et varlığınla



...
10 Mart 2011 Perşembe

Sometimes we need to stop analyzing the past, stop planning the future, stop figuring out precisely how we feel, stop deciding exactly what we want, and just see what happens...
9 Mart 2011 Çarşamba

...i feel like my old self again. totally inadequate, completely insecure, paranoid, neurotic! its a pleasure! :)
george costanza
8 Mart 2011 Salı

Yıl 1857: Daha insanca koşullarda çalışmak istedikleri için polis tarafından fabrikaya kilitlenen kadın işçiler, yanan binada can verdiler…

Yıl 2011: Çalışmak isteyen, daha insanca koşullarda yaşamak isteyen kadınlar, eşleri, sevgilileri, babaları, ağabeyleri tarafından bıçaklanarak, kurşunlanarak, intihara sürüklenerek can veriyorlar…
Devir teslimi yapan polis ise kadınları değil; haleflerini koruyor....

Bir kesim kadın da bugünü kozmetik indirimi, eşe dosta şımarma günü olarak kutlayıp eğleniyorlar...

154 yılda 1 arpa boyu yol...
15 Şubat 2011 Salı

my past is coming back way too fast and my future is taking way too long to come home...
13 Şubat 2011 Pazar

o kadar çok istedim ki telefonun ekranında ışığın yanmasını. o kadar çok kimselerin duymayacağı anlarda hadi hadi hadi dedim ki. o kadar çok şimdi geleceksin diye bekledim ki.

bugün...

o kadar çok baktım ki arkalara oturduğum sandalyelerden.

Sekizinci araba kırmızı olursa ha geldin, yüzde falında seksen çıkarsa ha geleceksin

takvimde daha çok çarpı koyacaksın dediler.

askerlik bile gelip geçer

nerdesin?

urbanconfessions
8 Şubat 2011 Salı

Bir insan bir şeyi kafasından çıkardığı an.... Onu artık istemediğini anladığı an... Neden o şey koşarak gelir ki o insana?

Evren "Sen bakarken soyunamıyorum!" dermiş bu yolla kimilerine göre....

Kusura bakma Evren, sen soyunurken de artık ben bakmıyorum!!!
1 Şubat 2011 Salı

"Benim işim dolaylı anlatım olamaz. Gözü okşayan halılar boyamak, dantaller örmek, modayı izlemek yani Tanrı'nın armağınını ters yüz etmek, Zeitgeist'a- zamanın ruhuna boyun eğmek... bana uymaz. Ben 60'ların insanıyım. Benim için Gogol'ün, Belinski'nin, Turgenyev'in, Tolstoy'un idealleri hala yaşıyor. Mütevazi çabam, vargücümle düşüncelerimi gerçeğe yaklaştırmaktadır. Çevremdeki yaşam beni olağanüstü etkiliyor ve huzursuz kılıyor, adeta kendiliğinden tuvale akıyor. Gerçekçilik öylesine acımasız ki, oturup nakış motifleriyle vakit geçirmeye vicdanım elvermez- en iyisi bu işi iyi yetişmiş soylu hanımefendilere bırakalım."

ILYA REPIN
26 Aralık 2010 Pazar

2010 güzel geçti be sanki.... hani geçen yıl dilediğim şeyler genelde oldu gibi :) tabi bazen hayatımın bazı alanlarında iniş çıkışlarım oldu ama hayatta herşeye fazlasıyla sahip olmanın mümkün olmadığına inanan biri olarak normal karşılıyorum..
2010 un hep hatırlanacak bir yıl olması kuvvetle muhtemel benim için :) ilk yarısı hele şahaneydi, hiç seyehat etmediğim kadat seyehat ettim, yabancı bir ülkede yaşadım, mezuniyet mutluluğunu yaşadım ve çok güzel bir tatile çıktım...
ikinci yarı daha çok bekleyerek geçti malesef ama aralık ortası o durgunluk da kırıldı... çok istediğim bir işe girdim ve hayatımda yepyeni bir dönem başladı...
yarın da işbaşı yapacağım, çok ilginç bi duygu...
kısacası 2010 ilkokuldaki hayat bilgisi kitaplarındaki gibi dede olmuş giderken ve minnak 2011 bebeği gelirken, o tonton dedeye teşekkür etmek istiyorum ve yeni gelen bebeğe el vermesini rica ediyorum :)

bu yıl da bol bol seyehat, güzel bir iş yaşamı, sevgilimle aynı şehirde yaşamakkk kkk kkk, ailemle mutluluk, arkadaşlarımla bol bol eğlence, kırmızı mini cooper gibi isteklerim var :)

hadi 2011 göreyim seni
öperim
13 Aralık 2010 Pazartesi

if i had to, could i do this?
would i be any good? would i somehow manage to stay ME?
12 Aralık 2010 Pazar

Ben pazar günlerinde nefret ederim. Her günü bana babamın çubuklu pijamalarını giyip gün boyu abuk sabuk 2. lig maçlarını izlediği, annemin ev işleriyle ilgilendkten sonra bizi kaynar suyla yıkayıp hastalanırız diye katiyen sokağa çıkarmadığı günleri hatırlatır... Televizyon yok sokak yok, ödevler yine son ana sarkmış, offff yani :/ Ruhuma bir kasvet çöker, herşey birden sıkıcı-boğucu gelmeye başlar.

Bugn yine öyle bir pazar yaşadım. Sevgili Antalya da yardımcı oldu sağolsun. deli bir yağmur, kasvetli ve gri bir hava... Ben hala evde belge bekliyorum. Tv bu sefer bana ait ama izenilecek birşey yok. açıyım bari bir film izleyeyim dedim Edith Piaf ın hayatını anlatan La Vie en Rose u izledim... yine pek tatmin olmadım

Sonra internette gezegenlerin gidiş glişinin Bu gariban ikizler burcu salome ye nasıl etki edeceğini incledim..... incelemez olaydım. 21 aralıkta burcumda ay tutulması varmış,kendimi çok iyi analiz edip çok güçlü ve sabırlı durmam lazımmış yoksa beni kötü günler bekliyormuş... muş....muş

bu bilgiden aldığım güçle buzdolabına doğru uzanıp, içindeki herşeyi yeme hırsına kapıldım... avkado sonrası, börek sonrası, kahve sonrası, meyve sonrası vs vs saat 12 yi buldu, midem de zaten taş gibi oldu.

Evet..... pazar günlerinin baya pek iyi gelmediği aşikar.
hele kışsa, hava gri ve yağmurluysa...
11 Aralık 2010 Cumartesi

Hayat tüm heyecanı (!) ile devam ediyor. ben de tam derya baykalın cts programını izliyordum ki kendime tahammül edemeyip kapattım.
Üniversiteyi bitirip, bir de üstüne iş bulunca hayatının en çılgın heyecanlı vs günleri geride kalmış gibi hissediyor insan. benim de üzerime bir gariplik çöktü. Kendime dışardan baktığımda bazen tam bir TEYZE görüyorum. ( bir zamanlar en büyük korkum böyle hissetmekti)

Mesela;

geçen hafta gittik bana döpiyes takımlar aldık... iyi güzel de onları hergün giyme düşüncesi beni çok korkutuyor :/

sonra belime kadar olan saçlarımı kestirmeye karar verdim, çünkü o döpiyeslerle bele kadar inen saç çok garip bir ikili oluşturuyordu... şimdiki görüntüm ümit boynerden hallice :) bi de sarı balyaj yaptırrısam görüntü tamamlanmış olacak...

akşam 6 dan sonra dışarı çıkarken tırsmaya başladım...

evde oturmuş günlerdir tebligatımın gelmesini bekliyorum ve işte seda sayandır,derya baykaldır oturma odasının arka fonunda hep onların sesleri duyuluyor :(

yemek bloglarına kafayı taktım vs vs

iş hayatım başlamadan beni yaşlandırmaya gücü yetti :)

gerçekten merak ediyorum, hayatın en güzel günleri geride mi kaldı???
7 Aralık 2010 Salı
http://www.rabarbarocks.com/mutlu2010/index.html?dmlkZW9BcnJheT12aWRzLzEtMi1BLUsuZmx2LHZpZHMvMl84LmZsdix2aWRzLzNfNi5mbHYsdmlkcy8yXzEzX3MuZmx2LHZpZHMvNV8yLmZsdix2aWRzL25hbWVzL3NlbGluLm1wMw==

hala gülüyorum, cok güzel yapmıslar :D
3 Aralık 2010 Cuma

bune kadar benim bloguma bir sekilde ulaşan tüm dostlar... söyle bir bakınca aslında karamsar yazıların cogunlukta oldugu bir blogu tutmusum ( gunluk tutar gıbı evet :)) bugun ise gercekten cok guzel bir haber aldım, uzun zmandır beklediğim bir haber. cok istediğim bir işe basvurmustum, kabul edilmişim :D

tam bir şaşkaloz gibiyim şu an :) internette açıklanan o isim benim mi diyorum hala kendime...

yıllardır harcadığım emeklerin karşılık bulacağı bir yer varmış meğer, ilahi adalete inancı azalmış bir insan olmaya başlamıştım. bu haber gerçekten çok iyi geldi ...


ne diyeyim, darısı başınıza... hayat hepinize böyle güzel haberler versin inşallah :)
28 Kasım 2010 Pazar

how much harder it is to be soft than being hard....
19 Kasım 2010 Cuma

11 Kasım 2010 Perşembe
Sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
el kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim
,,,
6 Kasım 2010 Cumartesi
4 Kasım 2010 Perşembe
Uzun yıllar ve bir dolu yaşanmışlıktan sonra hikayeye başladığım yere geri döndüm. Antalya her zamanki gibi çok güzel... Otobüsten iner inmez ılık bir hava karşıladı beni. eve dönüş yolunda da masmavi bir deniz... Üniversiteyi izmirde okumuş biri olarak denizin bu kadar mavi olması garip geliyor aslında :) Zira izmirin denizi içine yıllarca lağım suyu akıtıldığı için tanımlanamaz bir renge bürünmüş. o Renkten sonra deniz gerçekte neymiş anlamak için antalyaya gelmek gerekmiş :) ( izmiri de her şeye rağmen cok severim yalnıs anlasılmasın )

Ama antalya bu doğal güzelliklerine ve zengin tarihine rağmen herşey dahil oteller yuvası haline gelmiş malesef. Şehirde ne olup bitiyor bir araştırma yapayım dedim...Herşey o kadar kısır kalmış ki. Birçok antalya sitesinin etkinlikler bölümü altında sadece sinema telefonları var desem özetlemiş olurum herhalde. Gönül isterdi ki Antalya da İstanbul gibi renkli organizasyonlara ev sahipliği yapsın. Aslında malzeme o kadar çok ki... Tarihi kaleiçi, atatürk parkı, beach park, dedeman tarfı vs vs. ( tamam biliyorum altın portakal var ama o senede 15 gün)


Antalya bu yönlerden de güçlü olsa, tarihi dokuya daha sıkı sarılınsa, gittiğiniz yerlerde şehrin yarısını kaplayan rus nüfusunu mutlu etmek için sedace rusca sarkılar calınmasa , Anatalya da diğer güneşkentler barcelona , los angeles gibi daha fazla karakter sahibi olurdu...


Belki bir gün... neden olmasın???
*bu kadar güzel bi kitabın bu kadar yavan bir filmi olsun....gerçekten zor olanı başarmışlar. Sanki kitapta olan herşeyi filme sıkıştırmalıyım demişler ve sonuç olarak gereğinden fazla uzatılmış, hindistan kısmı çok yavan kalmış ama julia roberts la renklenen bir film.
*Film den umudu kesmeye başladığımda artık nasıl bu kadar para kazanırım da ben de buralara giderim sorusuyla oyaladım zihnimi.... Bulamadım Hakikaten nasıl bulurum o parayı? yayın evinden avans olrak mı istesem yeni kitabım için ? :P
*Bali deki o ev.... sanırım hayatımın evi senmişsin.. ilk görüşte aşk...

*diyet yapanlar filmi izlemesin, zira ben julia roberts ı o pizzaları , makarnaları yerken gördükçe beynim zonklamaya başladı... kolay değil 2 haftadır açım, aç....

*ketut un o tatlılığı beni benden aldı.
* genetik olarak diz rahatsızlığı olan bir aileden geldiğim için filmden çok faydalı bilgiler edindim. kıkırdağı arttırmanın bir yolu da ... imiş :)
* sonuç olarak , kitabı okuduğum için ve film güzel karelerden oluştuğu için ve de julia roberts ın hatırına eğlendim aslında... ama herkese tavsiye etmem.